HİKAYE
10 Mayıs 2019 ( 169 izlenme )
Reklamlar

Zimem Defteri diye büyük dedelerimizin hatırlayabileceği bir gelenek vardı Ramazan ayında..



Hali vakti yerinde olanlar kılık-kıyafet değiştirerek hiç tanımadıkları mıntıkalara gidip, bakkalın, manavın tenha zamanlarını seçerek:
- "Zimem defteriniz var mı?" diye sorarlardı,
("Zimem defteri", o esnaftan borcunu yani veresiye mal alan mahalle sakinlerine ait hesap defteri, yani "Borçlu ile borcunun miktarı yazılı olan defter" )
Esnaf bu defteri çıkarınca, gelen şöyle derdi:
-"Lütfen baştan, sondan ve ortadan şu kadar sayfanın yekununu yapınız."
Esnaf da bu kadar sayfanın toplamını hesaplar ve gelen de kesesini çıkartarak öder,
-"Silin borçlarını, Allah kabul etsin"
diyerek çeker giderdi.
Böylelikle, borcu ödenen, borcunu ödeyenin kim olduğunu, borcu sildiren, kimi borçtan kurtardığını bilmez,
bu işte hiçbir maddi çıkar düşüncesi gözetmeksizin,
sırf Allah'ın rızasını kazanmak ve ihtiyacı olanın sıkıntısını gidermek amacıyla;
karşılıksız, riyasız, gösterişsiz olarak verdiklerini unutur ve bu şuurla verebilmenin de bir mazhariyet,
Allah'ın bir lütfü olduğunu bilerek buna şükrederlerdi...

Değişen Kültürümüz sayfasından alınmıştır..

Önerilen İçerikler

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

JUDAS 'ın öpücüğünün duygulandıran hikayesi Adı: Neslican Tay. 19 yaşında, fen lisesi mezunu. Sadece güzel değil, akıllı da... Pırıl pırıl genç bir kız. Zimem Defteri diye büyük dedelerimizin hatırlayabileceği bir gelenek vardı Ramazan ayında..