HİKAYE
25 Mart 2019 ( 1367 izlenme )
Reklamlar

Eski bir Gümüşhane Hikayesi


Hürriyet gazetesinin geçtiği fotoğrafla ilgili metin şu şekilde başlıyordu: Bu fotoğraf, Gümüşhaneli avukat Halim Mısırlıoğlu’nun evinde, duvarda asılı. Genç bir Hıristiyan kadının cenaze töreninde 1910’larda çekilmiş. Halim Mısırlıoğlu’nun aile tarihinin bir parçası, yıllarca unutulmuş bir tarihin tanığı. 2005’te Gümüşhane’deki ata topraklarını ziyaret eden Selanikli Nikolai Vasiliyadis’in Halim Bey’e hediyesi, iki aileyi 80 yıl sonra yeniden buluşturan bir fotoğraf karesi.

Nasıl olurda bir fotoğraf karesi mübadele ile yolları ayrılmış iki aileyi ve hatta farklı dinlere mensup iken bir araya getirebilir? Toplanın anlatacaklarım var:

Malum anlatılardan hakim olduğumuz üzere Osmanlının son dönemi teba olan halklar için çok zor geçen bir süreç. Milliyetçilik akımının yanlış anlaşılması,işin içine din argümanının da katılması ile tam bir cehenneme dönen Osmanlı coğrafyasında bu mücadeleden etkilenmeyen Ya da nisbeten az etkilenen bir bölge olabilirmi?İşte bunun öyküsü anlatacağım öyküdür. Ağlaya ağlaya bu topraklardan giden gayrimüslim hemşehrilerimiz anısına.

Halim Mısırlıoğlu çok çok eski bir Gümüşhaneli. Mısırlızadeler 1461’de Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet’in bölgeyi fethetmesiyle birlikte buraya yerleştirilen en köklü ailelerden biri. Beş asır önce gelmişler ama 1700-1800 yılları arasında büyük büyük dedesi Süleyman Efendi, Mısır’a kethüda olarak atanınca aile oraya taşınmış, sonra yeniden anayurtlarına dönmüşler. O günden sonra Mısırlızadeler adıyla biliniyorlar. Cumhuriyet’in alından sonra da Mısırlıoğlu soyadını almışlar.Gümüş madenleriyle ünlü bu vilayet, Osmanlı döneminde Ermenilerin, Rumların ve Müslümanların yıllarca birlikte yaşadığı kentlerden biriydi. Eskiden Gümüşhane, şehrin kuzeybatısındaki vadinin içindeydi. Şimdiki adı Süleymaniye Mahallesi olan bölgede, Ermeni kilisesi, Rum Ortodoks kilisesi ve camiler yan yanaydı. Osmanlı sübyan mektepleriyle Ermeni ve Rum okulları da bitişikti. Bütün bunlar, 20. yüzyıl başında değişti. 1915’te Ermeniler, 1924 mübadelesiyle de Rumlar gitti. Gümüşhaneliler, yüzyıllar içinde oluşturdukları anıları yavaş yavaş kaybetti. Bu arada kent de ıssızlaştı. 1925’te alınan bir kararla kenti Harşit Çayı’nın düzlüğüne taşımaya başladılar. Süleymaniye’de birkaç yüz ev kaldı. Bunlar da zamanla tek tek ortadan kalktı. Şu anda sadece 35 hanenin bacası tütüyor.İşte Halim Mısırlıoğlu’nun ailesi böyle bir kültürde yetişmişti. Rumlardan zaman zaman kenti, ata topraklarını ziyarete gelenler oluyordu. Halim Bey’in çocukluğunda Rum aileler kente gelir, evlerini bulur, mukaddes saydıkları mezarlık ve kiliselerde dualarını okur giderdi

Üç yıl önce bir yaz günü, yabancı bir çift geldi mahalleye. Adamın adı Nikolai Vasiliyadis, eşinin adı Despina’ydı. Nikolai Vasiliyadis, Selanik’te yaşayan bir tıp profesörüydü. Sohbet sırasında bir fotoğraf çıkardı cebinden, "Bu resimde oturanlardan şu bıyıklı adam, dedem Yorgo Vasiliyadis" dedi. Halim Bey, 1910’larda çekilmiş fotoğrafa baktı, Yorgo Vasiliyadis’in hemen yanındaki adamı göstererek, "Bu da benim büyük amcam Mısırlızade Hayri Bey!" diye cevap verdi.Bunun üzerine Nikolai Vasiliyadis sarıldı Halim Bey’e: "Yahu, büyükamcanız Hayri Bey, dedemin en yakın arkadaşıymış, biliyor muydunuz?" İşte Halim Bey, böylece aile tarihinin bilmediği bir bölümünü ondan öğrendi.

Nikolai Vasiliyadis, Gümüşhane ziyaretinden iki ay sonra Halim Bey’e bir fotoğraf daha yolladı. O fotoğraf da, Vasiliyadis’in genç yaşta ölen büyük halasının cenazesinde çekilmişti. Fotoğraf şaşırtıcıydı, çünkü Rumlarla Türk komşuları yan yana durmuş, merhumeyi son yolculuğuna uğurluyordu. Halim Bey, fotoğrafa bakınca, cenaze törenine katılanlardan birini daha tanıdı. Onun ve tüm kardeşlerinin ebesi Binnaz Hanım’dı (Çubukçu) bu.

Bundan sonra Nikolai Vasiliyadis, Halim Bey’e Gümüşhane’nin, Süleymaniye Mahallesi’nin 20. yüzyıl başlarında çekilmiş birkaç fotoğrafını daha yolladı. Halim Bey bu fotoğrafların birer kopyasını vilayet arşivine verdi. Selanik’ten gelen cenaze töreni fotoğrafını ise çerçeveleterek evinin duvarına astı. Ziyarete gelen misafirlerine mutlaka bu fotoğrafı gösteriyor — with Hüseyin Bulut.

Önerilen İçerikler

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

ŞAMAR OĞLANI”NIN İLGİNÇ HİKAYESİ Kadınların Ölmeden Önce Yapması Gereken 100 Şey ! Keçi ile eşek İskoçya’da yoksul mu yoksul Fleming adında bir çiftçi yaşardı.